Anasayfa Blog KDV HESAPLAMA NASIL YAPILIR?

KDV HESAPLAMA NASIL YAPILIR?

25 Mayıs 2021 Salı
KDV HESAPLAMA NASIL YAPILIR?

KDV HESAPLAMA NASIL YAPILIR?

Katma Değer Vergisi (KDV).  Az çok herkes bu vergi türünü bilir. Bu yazımızda hayatımızın her alanında karşımıza çıkan, sıkça ismini duyduğumuz KDV ve KDV hesabının nasıl yapılacağıyla ilgili bilgileri yazalım. Adını sıkça duyduğumuz Katma Değer Vergisi (KDV) nin nasıl hesaplanacağına gelince bazı karışıklıklar ortaya çıkabilir. Bu yazımızda bunlardan bahsedeceğiz.

Yukarıda yazdığımız Katma Değer Vergisi (KDV)  mal veya hizmetin üretiminden tüketimine kadar geçen zaman diliminin meydana gelen değer artışının alıcı tarafından satıcıya vergi halinde ödenmesidir. KDV günlük hayatımızda her türlü alış verişte eklenen bir vergi çeşididir. Bu vergi çeşidi malı satana yüklenir. Ancak malı satın alan kişi vergiyi de öder. Mal ya da hizmet satın alan kişi, tüketici, KDV öder. KDV oranı satılan malın cinsine göre değişiklik gösterebilir. KDV yüzde 1 ile yüzde 18 arasında değişebilir. Mal veya hizmet satın alan kişinin KDV ödemesi vergi kaçakçılığının da önlenmesine yardımcı olur. Mal ve hizmet alımında KDV hesaplamasında çok kolay ve basit bir formül kullanılır. Mal veya hizmet bedeli + KDV oranı. Çok basit ve sade olan bu formülle KDV oranı kolaylıkla hesaplanabilir. Mal veya satın alınan hizmetin bedeli ne kadar büyük ise katma değer vergisi (KDV) de o kadar büyük olur. Mal ve alınacak hizmete göre KDV oranı da değişiklik gösterebilir. İlgili bakanlıklar tarafından belirlenen oranlarda KDV’ye kategorilere alırsak, yüzde 1, yüzde 8 ve yüzde 18 olarak karşımıza çıkar. Dünyanın tüm ticaret yapan ülkelerinde en önemli dolaylı vergi Katma Değer Vergisi’dir. KDV’nin kamu gelirinin yaklaşık yüzde 30’undan fazlasına katkısı vardır. Vergilendirme yöntemi olan KDV özel şirketleri vergi tahsildarı haline getirir. Alınan verginin değerlendirmesi çok önemli, bu yüzden bu vergiler bazen ‘Öz Değerlendirme’ vergisi olarak ta adlandırılır.

Üç ana başlık

KDV oranları üç ayrı kategoride bulunur. Bu farklı kategoriler gerekli bakanlıklar tarafından satın alınan mal veya hizmetin öncelik ve aciliyet sırasına göre belirlenir. Mal veya satın alınacak hizmet zorunlu olan bir ihtiyaçsa mutlaka temin edilmesi gerekiyorsa KDV düşük oranda olabilir. Lüks ve keyfi mal ya da hizmet satın alımlarında KDV yüksek olabilir. Bu kadar ayrıntıyı yazdıktan sonra KDV ile ilgili belirlenen kategorilere de yazalım.

Yüzde 1 KDV alınan ürünler.

Yüzde 1 KDV kategorisindeki ürünler mal veya hizmetler zorunlu ihtiyaçları kapsar. Kişiler bu mal veya hizmetleri zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için mutlaka temin etmesi gerekir. Onun için de temel tüketim ürünleri bu kategoriye girer. Bazı lüks olmayan barınma ihtiyaçların da da yüzde 1 KDV oranı uygulanır.

Yüzde 8 KDV alınan mal veya hizmetleri de yazmak gerekirse

Yüzde 8 KDV kategorisi günümüzde en çok ve en yaygın kullanılan KDV oranı dır. Bu oran genel olarak gıda ürünlerine yansıtılır. Bu yüzde 8 KDV kategorisindeki ürünler lüks kavramına girmez, temel tüketim olarak adlandırılır.

Yüzde 18 KDV alınan mal veya hizmetler olarak ta, temel tüketim ürünü olmayan tüm mal veya hizmetleri bu kategoride yazmak mümkündür. Beyaz eşyalar, mobilyalar gibi birçok alanı örnek yazabiliriz.

Katma Değer Vergisi (KDV) ilk olarak 1984 yılında çıkartılmıştır. 25.10.1984 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de kabul edilmiştir. 1984 tarihinden önce olmayan bu vergi tüketim vergisi olma özelliğine sahiptir. KDV dünyanın birçok ülkesinde uygulanan harcama üzerinden alınan vergi türüdür. Serbest piyasa ekonomisine geçiş ve dünya ekonomileri ile bütünleşme sürecinde yürürlüğü sokulan bu vergi türü halen kullanılmaktadır.

Katma Değer Vergisi (KDV) açığı nedir?

Katma Değer Vergisi (KDV) satış, satın alma ve ticari faaliyetlerinin bir parçası olarak kamu hukuku yükümlülüklerini yerine getiren şirketlere bağlıdır. Katma Değer Vergisinin işlenme ve raporlanması için şirketlere bağlı olma durumu, vergi dairelerinin ticari işlemleri denetlemesini veya farklı yollarla kontrol etmesini zorunlu hale getirir. Denetimlere rağmen dolandırıcılık veya yasaya aykırı hareketler sebebiyle çoğu zaman hükümet gerekenden daha az Katma Değer Vergisi (KDV) tahsil eder. KDV açığının kapatılması için vergi daireleri KDV gerekliliklerine uymaya zorlar veya farklı yasal sonuçlar uygular. KDV zorunluluklarına uyulmazsa olağan üstü sonuçlar ile karşılaşılabilir. Bu nedenle çoğu şirket çeşitli risklerden kaçınmak için KDV uyumluluklarını hızlı ve kolay bir şekilde ispat etmek ister.

KDV zorunluluklarına uyulmadığı takdirde

İdari para cezalarıyla karşı karşıya kalınılabilir. Ceza hukuku yaptırımları devreye girebilir. Uzun süreli denetimler başlayabilir. Vergi veya muhasebenin diğer alanlarına yayılması sonucunda ortaya farklı etkiler çıkabilir. Ticaret ortağı denetimleri başlayabilir. Karşılıklı yardım prosedürleri, KDV kesme hakkı kaybı, sahte faturalar üzerinden KDV ödeme yükümlülüğü gelebilir.

Katma Değer Vergisi (KDV) iadeleri

KDV istisnaları ve indirimli oran uygulamaları nedeniyle zorunlu olarak buna uymak durumunda olan KDV mükellefleri bu işlemler nedeniyle almaları gereken iadelerde sorunlar yaşamakta ve iade uygulamalarında mükellefler ‘Bünyeye giren KDV hesaplamalarına’ zorlanmaktadır. Bu verginin mükellef üzerinde gerçek bir yük olarak birikmesine ve iadelerdeki sınırlamalar ve gecikmeler yüzünden orantısız iş – istihdam yüküne neden olmaktadır. Bu nedenle KDV hesaplarıyla uğraşmak yerine istisna nedeniyle alınmayan veya eksik alınan KDV tutarını baz alan iade mekanizması kurulmalıdır. 

Katma Değer Vergisi (KDV) indirim mekanizmasına dayanan işlem ve tüketim vergisi olma özelliği nedeniyle KDV’nin işletmeler üzerinde olumsuz etkisi olmaması gerekir. Bu nedenle belli bir dönem zarfında devreden KDV kalması durumunda bunun mükellefe iadesi yoluna gidilmelidir.

KDV’de esas itibariyle sınırlı durumlarda uygulanması gereken tevkifat yöntemi sonradan, kanunda ve tebliğlerde yapılan düzenlemelerle yaygın hale getirilmiştir. Bu konuda alıcılara sorumluluk yüklenmesi yapılmış olup, çoğu zamanda sorunlar yaşanmaktadır. Satıcının düzenlediği faturalar için alıcıya sorumluluk yüklenmekte ve çoğu zaman düzenlenen faturaların düzeltilmesi gereği doğmakta ya da bu yükümlülüğün farkına sonradan varılabilmektedir. Bu nedenle yukarıda yazılan sorumlulukların daraltılması yönünde düzenlemeler yapılmalıdır.


Paylaş